Bir oyuncuyu tanımanın en kısa yolu ona ne dendiğini duymaktır. Mahallede bunun adı lakaptı; kimse kendi lakabını seçmezdi, lakap size verilirdi. Sonra ekranlar geldi ve ilk kez insanlar kendilerine ad koymaya başladı. Bu küçük değişiklik, oyunun etrafındaki kimlik duygusunu sandığımızdan daha fazla dönüştürdü.
Defterdeki lakaplar
Saatle ödenen salonlarda kapı yanındaki deftere çoğu zaman gerçek isim yazılmazdı. Yazılan şey, o odada herkesin bildiği addı: sınıftaki lakap, soyadın kısaltması, babanın dükkânının adı. Defterin işi sırayı tutmaktı ve sırayı tutmak için herkesin aynı adı tanıması yetiyordu. Bu adların ortak özelliği, sahibinin değil çevrenin ürünü olmalarıydı.
Oyun ekranına girilen ad da çoğu zaman bu lakabın kendisi olurdu. Çünkü o adı okuyacak kişiler zaten aynı odadaydı; ekrandaki adla sandalyedeki yüzü eşleştirmek için başınızı çevirmeniz yeterdi. Salonların bıraktığı diğer alışkanlıkları internet kafe mirası dosyasında anlatmıştık; ad meselesi o listenin yazılmamış maddesiydi.
İlk kullanıcı adı: aceleyle verilen karar
Ev bilgisayarına ve hesaplara geçişle birlikte ad, ilk kez yalnızca sahibinin kararı oldu. Ve bu karar neredeyse her zaman aceleyle verildi. Kayıt ekranında imleç yanıp sönerken akla gelen ilk kelime yazılır, «bu ad alınmış» uyarısı gelince sonuna birkaç rakam eklenir, oyun başlar. O rakamların çoğu doğum yılıydı.
Aceleyle verilen adın tuhaf bir kalıcılığı vardır. Arkadaş listelerine o adla girilir, insanlar sizi o adla çağırır, bir süre sonra ad sizin olmaktan çıkıp grubun ortak hafızasına karışır. On yıl önce seçilmiş bir kelimeyle bugün hâlâ seslenilmek, oyun kültürünün en sevimli tuhaflıklarından biridir.
«Lakap size verilirdi; kullanıcı adını siz verirsiniz. Ama bir kez verildikten sonra o da artık biraz başkalarınındır.»
Defter · Takma adın hikâyesi
Adın gördüğü iş
Takma ad lobide üç iş görür. Birincisi tanınmaktır: aynı adı üç akşam üst üste gören biri, dördüncü akşam selam verir. İkincisi seslenmektir: kısa ve okunabilir bir ad, takım içinde çağrılmayı kolaylaştırır; uzun, rakamlarla dolu bir ad ise genellikle ilk üç harfine indirgenir. Üçüncüsü ton belirlemektir: ad, sahibinin oyuna nasıl yaklaştığını konuşmadan önce söyler.
Bu son işlev, kozmetik ve kimlik yazısında anlattığımız isim etiketiyle aynı mantıkta çalışır. Çerçeve ve rozet hangi sezonlarda orada olduğunuzu söyler; ad ise kim olarak orada olduğunuzu. Kaba ya da kışkırtıcı bir ad, sohbet başlamadan önce sohbetin tonunu belirleyebilir. Lobide sınırın nerede çizildiğini sohbet kültürü yazısında tartışmıştık; ad, o sınırın ilk satırıdır.
Ada yazılmaması gerekenler
Salonda ad bir odanın içinde kalırdı. Bugün aynı ad, tanımadığınız yüzlerce kişinin ekranında görünüyor. Bu yüzden eski alışkanlıkların bir kısmını bilerek bırakmak gerekiyor. Aşağıdaki bilgiler bir kullanıcı adının içinde durmamalı:
- Tam ad ve soyad: Takma adın varlık sebebi, oyun kimliğini gündelik kimlikten ayırmaktır.
- Doğum yılı ya da yaş: Kayıt ekranında en sık eklenen rakamlar bunlardır ve özellikle genç oyuncular için gereksiz bir bilgi paylaşımıdır.
- Okul, semt ya da şehir adı: Tek başına zararsız görünür, ama başka bilgilerle birleşince kişiyi bulunabilir kılar.
- Başka hesaplarda kullanılan ad: Her yerde aynı adı kullanmak, farklı platformlardaki izlerin kolayca birleştirilmesine yol açar.
Bu liste bir yasak listesi değil, bir alışkanlık önerisi. Çocuğuyla birlikte ilk hesabı açan ebeveynler için de iyi bir konuşma başlangıcıdır; ad seçmek, çevrim içi mahremiyetin ilk dersidir. Bu konuşmanın nasıl kurulacağını ebeveyn rehberi sayfasında, hesabın kendisini korumanın gündelik adımlarını ise hesap güvenliği yazısında bulabilirsiniz.
Kuşaktan kuşağa takma ad
Aşağıdaki tablo, adın kim tarafından verildiğini ve kime göründüğünü dönem dönem yan yana koyuyor. Sağdaki sütun, bugünden bakınca o alışkanlığın neyi öğrettiğini özetliyor.
| Dönem | Adı kim verir? | Ad kime görünür? | Bugüne kalan ders |
|---|---|---|---|
| Mahalle ve salon | Çevre, arkadaşlar | Aynı odadakiler | Ad bir topluluk ürünüdür |
| İlk hesaplar | Sahibi, aceleyle | Arkadaş listesi | İlk karar uzun yaşar |
| Tarayıcı ve mobil | Sahibi, bilerek | Lobideki herkes | Ad aynı zamanda bir mahremiyet tercihidir |
Bugün ad seçmek
İyi bir takma adın tarifi yok, ama birkaç ölçüsü var. Sesli söylendiğinde anlaşılmalı, yazıldığında okunmalı, beş yıl sonra da sizi utandırmamalı. Türkçe karakterlerin her sistemde aynı görünmeyebileceğini, benzer harflerle yazılmış adların takım arkadaşlarınızı yanıltabileceğini akılda tutmak da işe yarar.
Eski bir adı bırakmak
Yıllar önce seçilmiş bir adı değiştirmek, çoğu oyuncu için teknik bir işlemden çok duygusal bir karardır. Arkadaş listesi sizi o adla tanır; değişiklik, küçük de olsa bir yeniden tanışma gerektirir. Bu yüzden ad değiştirmeden önce yakın çevreye haber vermek, bir süre eski adı profil açıklamasında anmak gibi küçük nezaketler geçişi kolaylaştırır. Hangi koşullarla değişiklik yapılabildiği platformdan platforma farklıdır; işe girişmeden önce profil ayarlarındaki açıklamayı okumak en sağlıklı yoldur.
Değiştirmek için iyi bir sebep de çoğu zaman eski adın içinde fazla bilgi taşımasıdır. On iki yaşında eklenen doğum yılı, yirmi yaşında artık gereksiz bir ayrıntıdır. Eski adı bırakmak, bazen yalnızca o rakamları bırakmak demektir.
En önemlisi, adın sizi değil oyundaki hâlinizi anlatması. Salonda lakabı başkaları verirdi ve o lakap bir odanın sınırları içinde kalırdı. Bugün adı biz veriyoruz; sınırı da biz çiziyoruz. Bir kullanıcı adı, oyuncunun dünyaya kendisi hakkında söylediği ilk ve en kısa cümle. Kısa olması, düşünülmeden yazılması gerektiği anlamına gelmiyor.
Lobide duyduğunuz diğer kelimelerin hikâyesini merak ediyorsanız oyuncu dilini çözmek yazısı iyi bir sonraki durak; adın arkasındaki sıra düzenini ise tek sandalyeden tek sunucuya yazısında izleyebilirsiniz.